adetsancisinaneiyigelir

Adet dışı kanamalar

Adet dışı kanamalar

İlk belirtileri, 25-30 yaşa kadar ağrısız olan kanamaların sancılı şikayetlere dönüşmesidir. Bu sancılar, kanamanın 2. ve 3. gününde başlayarak son günlerde hat safhaya ulaşır. Kadın, ağrılı cinsel münasebetten ve münasebet sonucu kanarnalardan şikayet eder. Rahim yolu, parmakla muayene edildiği zaman ağrı uyarılır ve kadın rahatsız olursa; dölyatağı mukozası bozukluğundan şüphe etmelidir. Mukoza parçalanmış; parçaları döl yatağı boşluğuna ve rahim yoluna yapışmıştır. Yapıştığl yerde yerleşen mukoza parçaları, küçük adacıklar oluşturur. Adacıkların içerisi kanla doludur. Dölyatağı borularının, karın zarının, yumurtalıkların üzerinde yerleşen mukoza adacıkları, katl’an mavimsi ya da çikolata renginde düğümcükler olarak teşhis edilirler. Mukoza adacıkları, ufak bir zorlamada patlayarak kanarnalara yol açarlar.

* Ne Yapmalı
- Şikayet biçimi, bir ipucu vermekle beraber, karşıt madde verilerek döıyatağı filmi çekilmeli, teşhisi garanti etmek için karın içine bakma muayenesi yapılmalıdır.
- ilaç tedavisinin netice vermediği ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir.
- Tedavinin şekli, hastanın gebelik isteyip istemediğine bağlıdır.
- Cerrahi müdahalede, mukoza adacıkları kazınırken dölyatağı borularının zedelenmemesine dikkat edilir

hamilelikde cinsel ilişki

hamilelikde cinsel ilişki

Gebelikte cinsel yaşam :
Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pek çok psikolojik değişiklik de ortaya çıkar. Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğu zaman gebelikten olumsuz etkilenir.

Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Cinsellik ve cinsel istek aslında insanın içinde doğuştan var olan içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir.

Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte kadınlarda annelik içgüdüsü biraz daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne adayının cinsel isteklerini köreltebilir.

Oysa ki normal seyreden bir gebelikte cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Halk arasında gebelikte cinsel yaşam konusunda , erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim olmasına rağmen bunun hiç bir bilimsel dayanağı yoktur.

Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladıkça cinsel istekte de bir artış görülebilir, ancak rahimin iyice büyümesi ile birlikte cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir. Bu nedenden ötürü gebeliğin son dönemlerinde cinsel istekte yeniden azalma görülebilir.

Her şeyin normal olarak gittiği durumlarda son dört haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Bu dönemde erkeğin ejekulasyon sıvısı (meni) içinde bulunan ve prostaglandin adı verilen maddelerin rahim kasılmalarını başlatarak erken doğuma sebep olabileceği düşüncesi nedeniyle ilişki önerilmemektedir.

Yine, daha önceden tekrarlayan düşük öyküsü olan veya erken doğum yapan kadınlarda, orgazma bağlı düşük riskleri nedeni ile ilk üç ayda ilişki kısıtlanabilir. Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması durumunda, düşük veya erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak saptanana kadar devam eder. Erkekte veya kadında teşhis edilmiş genital enfeksiyon varlığında da tam olarak tedavi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır.

Riskli gebelikler sınıfına giren plasenta previa (plasentanın önde gelmesi) durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden kaçınmak gerekir. Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.

Erken doğum veya düşük (abort) riski yoksa, plasenta normal yerleşimli ise, bireylerde genital enfeksiyon taşıyıcılığı yoksa gebeliğin son ayı haricinde normal cinsel ilişki önerilebilir. Ancak ilişki sonrası karın ve kasık ağrısı veya kanama şikayeti olan kişiler ilişkiden kaçınmalıdır. Eğer gebe cinsel ilişki yönünden risk taşıyıp taşımadığını bilmiyorsa mutlaka bir doğum uzmanına gidip danışmalıdır.

Pek çok çift gebeliğin özellikle ilk üç ayı içerisinde cinsel ilişkiye girmenin düşüğe sebep olabileceğini düşünmektedir. Fakat bu dönem zarfında gerçekleşen düşüklerin pek çoğu ilişkiyle bağlı olmayıp, rahim içinde gelişmekte olan bebekteki genetik bozukluklarla ilişkilidir. Orgazm olmak rahmin kasılmasına sebep olabilir. Fakat yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğuna göre, normal bir gebelikte cinsel ilişki olsun veya olmasın orgazmın, doğum eyleminin başlamasına veya erken doğuma sebebiyet vermediğini göstermektedir.

Eğer önceden prematüre (erken) doğum yaptıysanız, meme uçlarının uyarılması doğum ağrılarınızı başlatabilir. İlişki esnasında erkeğin penisi fiziksel olarak bebeğe temas etmez. Çünkü bebek, rahim kasları, amniyon sıvı ve kesesi tarafından oldukça iyi korunmaktadır. Ayrıca rahim kanalının girişindeki mukus tıkaç (servikal mukus) semenin ve bakterilerin rahim içine geçişini engeller. Ancak, derin ilişki veya zorlama, ağrıya sebep olursa bundan kaçınılmalıdır.

Gebeliğin son haftalarında önlem amacıyla cinsel ilişkiden kaçınmayı tavsiye edilmektedir.

Gebeliğin herhangi bir döneminde;
• Vajinal kanama
• Amniyon suyunun gelmesi
• Servikal yetmezlik (Rahim kanalın normalden kısa ve geniş olması)
• Erken doğum ve düşük risklerinin varlığı veya önceki gebeliklerinde bu problemleri yaşamış olanlar
• Plasenta previa (plasentanın rahim kanalının ağzını tıkaması) gibi durumlar ortaya çıkarsa, doğum uzmanı muhtemelen cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiğini söyleyecektir

adet kanamasının çok olmasının nedenleri

adet kanamasının çok olmasının nedenleri

Adet kanamaları bilindiği üzere sadece bayanlara özgü bir vücut ifrazatıdır. Bu ifrazatın giderilmesi her ay düzenli olarak sağlanır. Düzenli olarak adet gören kadınlarda her ay dört gün süreyle kendisini gösterir. Bu dönemde kadınlar normal hallerine göre daha bitkin ve daha agresif bir yapıya bürünürler. Bayanların bu dönemde gereksiz üzüntüler ve ani sinirlenmeler yaşadığı gözlenmiştir.

Düzensiz olarak adet kanaması yaşayan bayanlar için belirli bir süre ve ay ortalaması yoktur. Düzensiz adet olan bayanlar adet kanaması bittikten sonra hemen ertesi gün tekrar adet kanaması yaşayabilirler. Ve bu adet kanamaları ay içerisinde ortalama iki ya da üç defa gözlenebilir.

Adet kanamalarının çözümlenmesi sağlayan tedavilerden biri de bitkisel tedavilerdir. Özellikle de dere otu adet kanamaların düzenlenme ya da kanamanın daha kolay olmasını sağlamaktadır. Genellikle sonbahar ayında yetişen dere otu hemen hemen ülkemizin her bölgesinde yetişebilmektedir. Sıkıntılı adet dönemlerinde en çok tavsiye edilen bitkisel çözüm dere otunun fazla tüketilmesidir.

adet gecikmesi kaç gün olur

 

adet gecikmesi kaç gün olur

Normal bir kadında siklüsler fizyolojik olarak 21-35 gün arasında değişir. Bir adet siklüsünün 35 günden uzun sürmesi durumunda adet gecikmesinden bahsedilir. Ancak çok sık karşılaşılan bir durum olan adetlerin birkaç gün gecikmesi bir sorun olarak algılanmamalı. Yılda bir iki kez adet gecikmesi olabilir ancak adet düzensizliği 2-3 ay devam ederse doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Neden kaynaklanır?
Adet gecikmesinin en sık görülen nedenini yumurtanın geliştiği folikülün çatlamaması sonucu ortaya çıkan bir durum oluşturur. Aslında kadınların bir çoğu yılda bir siklüs yumurtanın çatlamaması veya folikül persistensini yaşarlar. Fizyolojik olan bu durum pek çok kez birkaç günlük adet gecikmesine yol açtığı için kadınlar tarafından fark edilmez.

Adet gecikmesinde ilk olarak akla gelmesi gereken şey ise gebeliktir. Adet gecikmesi fizyolojik olan bu durumlar dışında yumurtalıklarda gelişebilecek endometriozis kistleri, yumurtalıkların iyi ve kötü huylu tümörleri gibi patolojik kistik oluşumlarda da görülebilir. Bazı hormonal denge bozukluklarında ilk belirti adet gecikmesi şeklinde olabilir. Bu grup hastalıklar çok çeşitlidir ve karmaşık bir yapı içerisinde olabilirler. Bunlar içerisinde en sık rastlananları ise polikistik over sendromu, tiroid bezi fonksiyon bozuklukları ve süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonu salgı bozukluklarıdır. Bu hormon bozuklukları arasında adet düzensizliklerine en sık yol açan durumu ise polikistik over sendromu oluşturuyor